Geçtiğimiz yıl, doğal güzellikleriyle ünlü Kartalkaya'nın yeşil ormanlarında meydana gelen yangın, hem çevreye hem de insan hayatına büyük zararlar verdi. Bu facia, sadece ağaçları değil, pek çok hayatı da etkiledi. Yangının üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, acılar daha dün gibi taze. Kaybettikleri sevdiklerin yasını tutan aileler, her gün gözyaşı dökerek hasretlerini yaşıyor. "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyen bir baba, yaşadığı travmanın derinliğini yansıtarak, bu olayın sadece bir doğal afet olmanın ötesinde ruhsal bir yaraya dönüştüğünü vurguluyor.
Kartalkaya'daki yangın, bölgedeki iklim koşulları ve yüksek hava sıcaklıklarının etkisiyle hızla yayıldı. Rüzgarın etkisiyle büyüyen alevler, kısa sürede geniş bir alana yayılarak korkunç bir felakete dönüştü. Doğanın cennet köşelerinden biri olan Kartalkaya, bir anda cehenneme döndü. Aileler, yangına karşı hiçbir hazırlıkları olmadıklarından dolayı, yaşadıkları evleri, sevdikleriyle birlikte yitip gitti. Özellikle yaz aylarında piknik yapmak ve doğanın tadını çıkarmak için buraya gelen insanların, kaybettikleri sevdiklerine duyduğu özlem ise tarif edilemez bir acı bıraktı.
Aileler, bu yangının ardından yalnızca maddi kayıplarla yüzleşmekle kalmadı; ruhsal anlamda da yoğun bir travma yaşadılar. "Kızım hala gözlerimin önünde, ona veda etmek için yanına gittiğimde ise onu sadece yangın izleriyle gördüm. O an kalbim parçalandı," diyen bir baba, bu olayın yalnızca bir yangın değil, ailelerin hayatlarını yerle bir eden bir facia olduğunu dile getiriyor.
Yangın sonrası bölge halkı, gün geçtikçe yaralarını sarmaya çalışırken, devlet yetkilileri de harekete geçti. Yangın bölgesinde yeniden ağaçlandırma projeleri başlatılmasına rağmen, kaybettiği çam ağaçlarının hatırası, ailelerin kalplerinde hep var olmaya devam ediyor. Yeniden dikilen fidanlar, ne kadar büyük bir özlem ve kaybın ardından gelirse gelsin, kaybolanların yerini asla dolduramaz. Aileler, hem yeniden başlamak için mücadele ederken hem de kaybettikleri sevdiklerini anarak yaşamak zorunda kalıyorlar.
Bu yıl, hatıraların ve kayıpların anısına çeşitli etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor. Ailelerin bir araya geldiği bu etkinlikler, duygusal anların yaşanmasına ve yaşanan acıların paylaşılmasına olanak sağlıyor. Ancak acılar, geçerken bile unutulmayacak izler bırakıyor. “Unutmak mümkün görünmüyor. Kızımın gülüşü hep aklımda. Onu kaybetmenin acısı, her an içimde,” diyen bir annenin sözleri, durumu en iyi şekilde özetliyor.
Yangın faciasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, Kartalkaya'da yaşananlar, hayatın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu olaydan ders çıkararak, gelecekte daha fazla önlem alınması gerektiği bir gerçek. Hem doğal afetlere hazırlıklı olmak hem de çevreye duyarlı bir yaşam anlayışını benimsemek, sadece bugünün değil, yarının nesillerinin geleceği için de son derece hayati bir öneme sahip.
Unutulmaz anılar ve kayıplar, insanların hayatını şekillendirirken, aynı zamanda doğanın bize sunduğu güzellikleri korumanın gerekliliği ile ilgili önemli mesajlar veriyor. Kartalkaya yangın faciası, yaraların kapanması ind unsurlardan yalnızca biri olurken, yaşamın getirdiği zorluklarla mücadele etmek, insanları daha da güçlendiren bir deneyim olarak kalacak.